Bu başlığa baktığınızda belki birçoğumuzun aklına konunun özü gelirken birçoğumuz da bu konunun öğrenmeye değer olduğunu da düşünebilir. İnsanlık tarihinin kökleri, gizemleri, kültür ve medeniyet öğeleri, siyasal konumları ile ön planda olan ve dikkat çeken bu iki milletin ilişkilerinin başlangıcı hepimizin dilkatini çekebilir. Belki bu konuda ezberleriniz de bozulabilir.
Turan adının da İran kaynaklı bir adlandırma olduğunu hatırlatıp Ahameniş yönetimi ve onlarla dil, kan ve kültür birliği içindeki toplumun kuzeyinde yaşayan Türk, Türklere akraba ve uzakdoğulular için kullandığı bir tâbir olduğu bilgisi verilir.
İran adının da eski Farsça'daki " Aryanam " kökünden " Aryan " dan geldiği açıklanır. Bu adın da Hint - İran toplumunun kendilerini tanımlamak için kullandığı bir ad olarak belirtilir. Bu adın geçtiği kaynaklar için Zent Avesta, Şehname, Behistun yazıtı ve Nakş - ı Rüstem yazıtları olduğunu öğreniyoruz. Bu kaynaklar içinde de ayrıca Sasani hükümdarlarının kendileri için İran Şahı anlamında Eran ve Eranşahr dediklerinden de bahsedilir. Kendisini Fars olarak öğrendiğimiz ve Fars milliyetçisi olarak gördüğümüz Rıza Pehlevi'nin de devletin adını İran yapıp dünyaya da böyle tanıttığını da öğreniyoruz. Yüzyıllar boyunca da İran için Pers ve Fars olarak anıldığını da hatırlatmam gerekir. Farsların da ülkeye bu adı vermesinin de mesajını anlıyoruz.
Mesele İran ve Turan ilişkisi ve mücadelesinin başlangıcı olunca bu durumun eski çağlara uzanan bir geçmişi olduğunu öğreniyoruz. Bu ilişki ve mücadelenin köklerine inmeden önce bu iki toplumun ilk var oldu yerler hakkındaki bilgi birçoğumuzun ezberini bozabilir. Türklerin ilk kökleri ile ilgili olarak birden fazla teori söz konusu iken Anayurt olarak Orta Asya coğrafyasını biliriz. Genel olarak da Hint, Fars, Peştun, Afgan ve bazı Pakistan unsurlarının yer aldığı Asyanın Güneyindeki geniş alanı ise bu Aryan adı verilen ırkın anayurdu olarak bilinir. Çünkü resmi tarih buraları ön plana çıkarır. Bir dönemden sonra bir araya gelecek bu iki büyük insan kitlesinin ilk var oluş yerleri ile ilgili bir bilgi birçoğumuzu şaşırtabilir.
Türklerin kökleri ile ilgili iki teori biraz ezber bozan türden dir. Bunlardan birisi sadece Ural Teorisi ve bir diğeri Urmu Teorisi. Ural Teorisinde Türklerin kökleri için Hazar denizinin Kuzeyi, Hazar ve Aral civarı ile Ural Dağlarının yer aldığı Anayurt’un batısındaki alanı işaret eder. Urmu Teorisinde de bizim Güneydoğu Anadolu, Azerbaycan ve günümüzde İran'ın Kuzeybatısındaki Güney Azerbaycan'daki Urmu civarı olarak gösterilir. Ebulfeyz Elçibey döneminde başbakan yardımcılığı ve eğitim bakanlığı yapmış emektar eğitimci ve araştırmacı yazar Firudin Ağasıoğlu Celilov'un bu Urmu teorisi birçoğumuzun ilgisini çekebilir. Orta Asya adı verilen coğrafyanın Anayurt olduğunu kabul ederken de yurdumuzun Güneydoğusunu da içine alan Urmu teorisindeki alanı da Atayurt olarak görebiliriz. Bu bize ilginç gelse de Nuh Tufanı ile ilgili bilgiler ve Kenger - Sümer varlığının yeri bu konuda bize ipucu verir.
İlginç bir şekilde de Hint - Aryan toplumunun da Asya kıtasının güneyine de Kuzeyden geldikleri bilgisi de birçoğumuzu şaşırtabilir. Şimdi aklınıza gelen soruyu tahmin edebiliyorum. Belki birçoğunuzun aklına Orta Asya adı verilen coğrafya gelebilir ki Prof. Dr. Zeki Velidi Togan ve birçok Türk tarihçisi Orta Asya'daki Hint - İran kökenli ama biraz melezlenmiş bazı toplumlardan bahseder. Bu toplumlar için Soğd, Harzem ve Alan toplumları işaret edilir. Bu toplumları Turan içindeki İran toplumu gibi düşünüp Türkler ile bir hareket edip daha çok olumlu ilişkiler kuran, birliklerinde yer alan, kısmen Türk sayılan, ortak federasyon ve konfederasyonlarda yer alan toplumlar olarak görebiliriz.
Hint - Aryan toplumunun da ilk olarak Milattan önce 2. Bin yılda Karadeniz’in Kuzeyinden gelerek İdil ( Volga ) ve Aral gölü üzerinden Orta Asya adı verilen coğrafi alana girdiklerini öğreniyoruz. Yukarıdaki bahsettiğim Turan'ın İran'lılarının da bu dönemden kalma olduğunu öğreniyoruz. Hint - İran toplumlarından önce de Anayurdu Ortadoğu olarak işaret edilen Türklerin de Anayurt'ta da kendisini gösterip o coğrafyadaki 4000 yıllık en eski kültür Anav, sonrasında Kelteminar, Afanesyevo, Andronovo, Karasuk ve Tagar kültürleri içerisinde kendilerini gösterdiklerini öğreniyoruz. Aslında Hint - İran toplumunun bu ilk çağlardaki göçü için belki de ilk kavimler göçü olduğunu düşünebiliriz. İnsanlık tarihinde başka göçler de var tabi ki.
İlk çağlardaki bu büyük Hint - İran göç dalgasından sonra da Orta Asya adı verilen coğrafyadaki Turanlılar arasında büyük savaşların başladığını ve Turanlıların da o dönemden sonra ikiye bölündüğünü anlıyoruz. Bu göç dalgasından sonra Turanlıların büyük bir çoğunluğu nun Orta Asya adı verilen coğrafyanın doğusuna çekildikten sonra Saka'ların büyük bir güç olarak kendisini göstererek Asya'daki büyük bir alana fetihler yapıp Orta Asya, Kafkaslar, İran, Doğu Avrupa, Balkanlar, Anadolu, Ortadoğu ve Mısır'a kadar geldiklerini kaynaklarda öğreniyoruz. Bu bilgi de bize hem Oğuz Kağan destanını ve Alp Er Tunga destanını hatırlatır. Aynı zamanda Kutsal Kitabımız Kur'an ı Kerim'deki Kehf Sûresinde geçen Zülkarneyn kıssası nı da hatırlatır. Saka'ların bu fetih ve yayılımından sonra da Hint - Aryan toplumlarının da Hindistan ve İran arasındaki coğrafya'ya yanıldıklarını öğreniyoruz.
Hint ve İran coğrafyasına da baktığımızda bu Hint - Aryan toplumları buraya gelmeden önce de bazı toplumların varlığını da öğreniyoruz. Mesela İran coğrafyasındaki ilk yönetimsel varlık ve toplum için Enşan veya Elam adları geçer. Bu toplumun da dil ve kültür bakımından Türklere yakın olduğunu da Prof. Dr. Osman Karatay'dan öğreniyoruz. Bu yönetimden sonra da Prof. Dr. Mehmet Bayraktar'ın işaret ettiği ve Elam veya Enşan dil ve kültürüne yakın olup Saka'lardan bir kol olarak gösterdiği Kayani - Med toplumunu görüyoruz. İran’da ilk çağlarda kendisini gösteren Enşan ve Kayani'lerin Turani olduğuna işaret edilir ve bu adların da Türkçe kökenli olduğu da kendisini belli eder.
İran'daki Fars'ların da Enşan - Elam yönetimi döneminde İran coğrafyasına 12 kabile olarak gelip Turani olarak işaret edilen ilk toplumlar ile yaşamaya başladıktan sonra bir darbe ile Saka kökenli olduğu bilgisi verilen Kayani - Med yönetimine son verip onların topraklarında Ahameniş - Pers yönetimini öğreniyoruz. Ahameniş - Pers yönetimine son verenlerin de yine Saka kökenli Arsak ya da Partların olduğu bilgisi verilir. Bu bilgilere de baktığımızda İran coğrafyasında birkaç bin yıldır İran ve Turan varlıklarını da öğrenirken bu coğrafya daki melez toplumların da varlığı kendisini gösterir. Orta Çağda ise Müslüman Türk tarihi içerisinde Gazneli, Selçuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi, Afşar ve Kaçar gibi Türk kökenlilerin de varlığını unutmayalım. Böylelikle İran içindeki Turan ve Turan içindeki İran varlığını da öğreniyoruz.
Günümüzde de İran’da bin yılı geçkin süreden sonra Rıza Pehlevi döneminde yine Hint- Aryan varlığını görürken özellikle Oğuz - Türk veya Türkmen bakiyelerinin varlığının da o coğrafyada büyük bir çoğunluk oluşturduğunu biliyoruz. İran’daki Türkler için Güney Azerbaycan, Horasan Türkmenleri ve diğer Türkmenler ile birlikte Halaç ve Kaçar bakiyelerini de görürüz.
Orta Doğu adı verilen coğrafyaya baktığımızda da bir taraf belirtmek gerekirse de söyleyebiliriz ki bizden olan ve bize daha yakın olanların tarafındayız.
KAYNAKÇA
Prof. Dr. Osman Karatay, İran ile Turan. Ötüken Neşriyat, 2. Baskı 2012 Beyoğlu/İstanbul.
Ağasıoğlu, Firudin, Azer Xalqı, Bakı, 2000.
Ağasıoğlu, Firudin, Etrusk Türk Bağı, Bakı 2011.
Prof. Dr. Zeki Velidi Togan. Umumi Türk Tarihine Giriş. Hak Kitabevi 1946, 1. Cilt İstanbul.
Prof. Dr. Mehmet Bayraktar Medler ve Türkler Akçağ Basım Yayım 1. Baskı Çankaya/Ankara 2013.
Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü. Boğaziçi Yayınları, 2. Baskı İstanbul 1983.
Prof. Dr. Faruk Sümer Oğuzlar ( Türkmenler ), Türk Dünyası Araştırma Vakfı 5. Baskı İstanbul 1999.
Prof. Dr. Osman Turan Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti. Turan Neşriyat. 2. Baskı İstanbul 1969.
Cihan Piyadeoğlu Güneş Ülkesi Horasan. Kronik Kitap 1. Baskı 2023 K. Çekmece/ İstanbul.
Prof. Dr. Necati Demir Turan Hakanı Alp Er Tunga. İnkılap Kitapevi 2021 Yenibosna/İstanbul.
Bahtiyar Aydın. Saka'lar - İskitler Gizlenen Kök Atalarımız 3. Baskı Kaynak Yayınları Zeytinburnu/İstanbul.


