TR EN
Osman Karakebeli

Osman Karakebeli

TOPLUM VE YÖNETİMDE CİDDİYET İLE KURALLARA KOŞULSUZ BAĞLILIK

Türk değişim ve yeniliği yazılar dizisi içerisinde eğitim, bilinç ve sorumluluk konularından sonra başlıkta yazan konunun hepimiz için faydalı olacağına inananlardanım. Bir önceki yazılarım arasında " Kural ve Düzen" başlıklı yazım da insan ve toplum için kuralların öneminden bahsederken bu yazı dizim ile de bir bağlantı kurulabilir. 

Bir gerçekliği de inkâr edemeyiz ki toplumun düzeni ve devletin varlığı ile işleyiş yapısı için ciddiyet ve kuralların varlığı kendini gösterirken belki biraz daha yeniliğe ve gelişime yönelik olmakla birlikte toplumsal ihtiyaçların kökten çözümü için daha etkili kuralların varlığına da ihtiyaç olabilir. İnkâr edilemez başka bir gerçeklik ise her toplum içinde de görüldüğü gibi toplumumuzda da kurallara uymayan insanların da varlığının söz konusu olması. Bu kişilere baktığımızda da insanın doğası ile ilgili sebepler, kişilik ve karakter yapısı, aile etkisi etkiye karşı tepki unsuru, ön planda olduğu gibi ekonomi ile de alakalı imkan meselesi ile bağlantılı unsurlar, son yüzyıllarda kendini gösteren çağımızın bazı etkileyici, çekici, insanın aklını alan, yönlendiren, saptıran unsurların varlığını da incelemek gerekir. Kural dediğimizde de yönetimsel olarak devletin yasaları, dinî kurallar, ahlaki kurallar, geçmişten gelen örf ve adetler gibi örnekler verilebilirken belki de herkesin fark etmediği bir durum ise iç disiplin ile insanın kendine şahsi olarak kural koyması. Bir düşünsenize toplumda her bir kimsenin bir iç disiplin ile yaşadığını, yaşamına kendi kendine koyduğu kurallar ile yön verdiğini, sisteme ve başkalarına bırakmadan insanın kendini programlayıp bir nevi robot hâline getirdiğini. Biraz da sanki toplumda huzur, refah ve düzen için de buna ihtiyacımız var ki insanın doğası,yaratılış özellikleri ve karakter yapılarının biraz buna engel olduğunu düşünebiliriz. Birde şahsi olarak değil ama toplumsal olarak bakıp birkaç örnek vermek gerekirse haberlerde gördüğümüz ve birçoğumuzun birçok kez karşılaştığı, yönetim ve toplumun suç olarak kabul ettiği durumlara. Mesela cinayet olguları, trafik kazaları, yolsuzluklar, haksız kazanç örnekleri, çatışmalar, tahrikler, kışkırtmalar, mağdur olan insanlar v.s birkaç küçük örneklerin yabancısı değiliz değil mi? Bir de insanı insanların vicdanına bırakmanın büyük, küçük ve küresel boyutu da bir düzensizlik kaynağı değil mi? Herkesin her konuda " serbest" olmasının bedelini ödemiyor muyuz? Serbestlik ile birlikte " Özgürlük" kavramı konusunda da yönetim ve toplum olarak uzlaşalım ve bunun tanımı konusunda ortak bir karara varmanın zamanı gelmedi mi? Toplumda birçok insan birçok konuda sitem, şikayet ve memnunsuzluğunu gösterirken, bu durumun sebeplerini de düşünüp bu konuda önerileri de olabilir. Ama bu durumun yerine biraz da herkes çözüm odaklı düşünüp buna uygun davranış sergilediğinde de sorunlarımızı çözebilir miyiz aceba. Ne zaman geleceğini merakla bekliyoruz değil mi çözüm zamanını. Bir de son zamanlarda da " Herkesin kendi evinin önünü süpürmesi" cümlesini biraz fazla duyuyor olabiliriz. Yani burada değişime, düzene, disipline ya da çözüme kendimizden ve ailemizden başlamamızın gerekliliği vurgulanmıyor mu?
Kurallar ve topluma etkisi ile ilgili misaller vermişken bu durum ile ilgili olması gereken bir diğer olgunun da ciddiyet olduğunu düşünebiliriz. Orhun Yazıtlarında geçtiğini öğrendiğimiz " Töre kesindir ve keskindir" derken burada kuralların ve ciddiyetin varlığını hissedebiliyoruz sanırım. Toplumda ve yönetimde ciddiyetli kurallar olmadan çözüm, düzen, hak ve adaletin varlığı söz konusu olamaz sanırım. Ciddiyet, başarıya ve çözüme giden yolda olmazsa olmaz değil mi? Bu yolda bir tetikleyici gibi de düşünebiliriz ki Devlet kadrolarında ve askerlik de kural, ciddiyet, disiplin ve düzenin varlığını da keşfedebiliriz ki askerliğin mantığını anlama konusunda da bu kelimeler bize yardımcı olabilir. Velhasıl kelam kendimize fayda sağlama adına sadece kuralların varlığı yeterli olmadığı gibi bu kuralların uygulanmasında ve kuralların muhattabı olanlar için ciddiyet olgusunun önemli olduğunu anlıyoruz. Toplum içinde bir gözlem yaptığımız zaman tamamen olmasa da büyük bir kesim için ciddiyet konusunda eksikliklerin de varlığını keşfedip bunun toplumsal sorunlarımız için ayrı bir başlık olduğunu da birçoğumuz anlayabilir.