X
TR EN
Osman Karakebeli

Osman Karakebeli

TÜRK DEĞİŞİM VE YENİLİĞİ

Daha önceki yazılarımda gerek yurdumuz ve gerekirse küresel boyuttaki sorunlara dikkat çekerken bu yazımda ise sadece yurdumuz sınırı ile ilgili sorun belirtmemeye çalışarak kendi duygu ve düşüncelerimle çözüm odaklı olmaya çalışabilirim. Bu şahsi görüşlerimi ise bu ülkenin ve toplumun iyiliğini düşünen ve bu toplumdada hak sahibi olduğunu düşünen bir birey olarak okuyucularla paylaşmak isterim. Bu yazıyı okuyanlar arasında o kadar insan ve yönetici arasında bunları yazmak sana mı kalmış diyecek olanların varlığını hesap ederek bu insanlarımıza da saygı duyarım ki bir önceki cümlem bu durumla ilgilidir. 

Türk değişim ve yeniliği derken bu başlığın başındaki "Türk" kelimesi ile ilgili küçük bir bilgi vermenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Irkcı ve siyasal bir bakış açısı olarak algılamadan Sosyolojik ve kültürel bir bakış açısıyla söylemek gerekirse herhangi bir toplumu toplum yapan unsurlar arasında genetik, kültürel ve dil gibi unsurların varlığını inkâr edemezken bu unsurlara sahip insanların varlığını yok saymak da olumlu görünmüyor. Bu unsurlara sahip olmayıp da farklı etnik, dil ve kültürel açıdan bazı toplulukların etkileşim de olduğu başka bir kimliği benimsemesinin de gözlemlenebileceğini söyleyebiliriz. Farklı etnik, dil ve kültürlerin de varlığını barındıran yurdumuz bu durum için güzel bir örnek. Yurdumuz sınırları içerisindeki her türlü unsurların da bu kimlik altında yaşadığını da belirtmek gerekirse bu kimliğin de birleştirici bir unsur olduğunu düşünebiliriz. Bunu yazarken toplumumuz içinde farklı siyasal ve ideolojik gruplar olan yine bizim olan vatandaşlarımızın varlığını de hesap ederek keskin ve sivri hitabetlerden uzak durmaya çalışabilirim.
21. Yüzyıl Türkiyesi için bazı değişen unsurların varlığını hissederken değişmeyen ve değişmesi gerektiğini düşündüğümüz unsurlar da olabilir. Yurduzda ciddiyetli bir değişim ve yenilik için ciddi ve kararlı yasal ve siyasal girişimlerin olması öncelikli olmakla birlikte meşru ve legal toplumsal dernek, vakıf ve kuruluşların da ciddiyetli, kolaylaştırıcı, siyasal ve toplumsal odaklarla uyumlu çalışmaları bu konuda ilk adımın olabileceğini düşünebiliriz. Gerçekçi olmak gerekirse de devletimizin uluslararası oluşumlar içerisinde var olduğunu hesap ederek hâlâ BM ve NATO gibi birçok oluşumun üyesi olup ve ekonomik alanda da tam anlamıyla bağımsız olmadığını hesap ederek hem iç ve hem dış siyasette dengeli, bilinçli ve akıllı bir siyaset takip etmesinin iyiliğimiz açısından şu an için olması gerektiğini söyleyebiliriz. Unutmamak gerekir ki toplumsal alanda tam anlamıyla iyilik, fayda, düzen ve refah gerekirse öncelikli olarak dünyada siyasal, ekonomik, askeri ve toplumsal açıdan güç sahibi olmak mecburiyet gibi görünüyor. Türkiye'nin de tarihi, jeostratejik, jeopolitik açıdan bir gücünün olduğu inkâr edilemez. Aynı zamanda Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar da söz sahibi olduğu gibi Türk ve Müslüman dünyasında da öncü bir konumda olduğunu düşünürken bu durumun sanki tarihi bir miras olduğunu düşünebiliriz. Vatan, Millet ve Devlet gibi üç kutsal unsurumuzun iyiliği için velhasıl kelam öncelikle daha fazla güç sahibi olmak öncelik olduğu gibi gücün refah, düzen ve insanlarımız için iyilik getirdiğini düşünebiliriz. Ekonomik bağımsızlığık ve ekonomik güç ise iyiliğimiz için inkâr edilemez bir gereklilik olduğu gibi üç kutsal unsur için öncelikli olduğunu düşünebiliriz. Askeri gücümüzün çevremizde ve dünyada ilk sıralarda olan varlığını kabul ederek son yıllardaki silah teknolojimizin gelişimi yurtdışındaki askeri ve siyasi ortaklıklarımız günümüzde yurdumuz ve milletimiz için olması gereken bir ihtiyaç olduğu gibi takdire şayan bir gelişim göstererek umut vadettiğini söyleyebiliriz. Eğer zincirlerimizi kırma güç konusunda amaca ulaştığımız taktirde artık iç sorunlarımıza daha fazla ağırlık vererek ilk olması gerekenin yeni toplumsal refah siyaseti olması gerektiğini söyleyebiliriz ki bunun da birkaç kolu olduğu gibi burada öncelikli başlıkların istihdam da yenilikler, eğitimde yenilikler, toplumsal uyum, ahlaki ve etik değerlere yoğunlaşan, dayanışmaya yoğunlaşan, dengeye yoğunlaşan, toplumsal sorumluluklara yoğunlaşan bir politika toplumumuzun iyiliği için gerekli olabilir. Bu konuda birkaç anahtar kelimeyi ön plana çıkarmak gerekirse bilinç, sorumluluk, ciddiyet, kurallara koşulsuz bağlılık, disiplin, denetim, uyum ve denge kelimeleri Türk değişim ve yeniliği için anahtar kelimelerden birkaçı diyebiliriz. Bu yazımızın gerektiğinden biraz uzun biraz daha açılıma ihtiyacı olduğu için devamını bir sonraki yazıma bırakıyorum.