İŞİM VAR AMA ANNELİK/BABALIK DA BENİM İŞİM:
KALİTELİ ZAMANIN SIRRI
İki Dünyanın Ağırlığı ve İçimizdeki Ses
"Hepimiz tanıyoruz o yoğunluğu, değil mi? Sabahın köründe kalkışlar, toplantıların arasında sıkışan düşünceler, akşam eve dönerken içimizde taşıdığımız o minik yüzlere duyulan özlem... Ve bazen, yorgunluk ve yetememe hissinin kol gezdiği o anlarda, içinizden bir ses fısıldıyor: ''Acaba çocuğuma yeterince zaman ayırabiliyor muyum?'' Bu ses, genellikle bir suçluluk duygusuyla birlikte gelir. ''İş de önemli ama çocuğum da...'' diye düşünürken kendimizi sıkışmış hissederiz. Psikolog Dr. Jon Kabat-Zinn''in de dediği gibi: "Çocuklarınızın sizinle geçirdiği zamanın uzunluğundan çok, o zamanın kalitesiyle ilgilenirler." İşte tam burada, suçluluk duvarını yıkıp, bilinçli bir nefes almanın ve ''kaliteli zamanın'' gerçek sırrını keşfetmenin zamanı. Çünkü annelik/babalık da tıpkı diğer işimiz gibi, odak ve yürek ister – sadece sonsuz saatler değil.
Miktar Değil, Mevcudiyet: Bağın Gerçek Yapı Taşları
Suçluluk duygusu, bizi genellikle "daha çok zaman" arayışına iter. Oysa çocuk gelişimi araştırmaları bize net bir şey söylüyor: Çocuklar için asıl besleyici olan, fiziksel olarak yanlarında geçirilen uzun ama dağınık saatler değil, tam olarak orada olduğunuz, zihniniz ve kalbinizle onlara bağlandığınız kısa anlardır.
Mikro Anlardaki Mucize: Öğle yemeğinde telefonu bir kenara koyup gözlerinin içine bakarak "Bugün senin için en güzel şey neydi?" diye sormak... Okuldan alırken ilk 5 dakika boyunca sadece onu dinlemek (telefona bakmadan!)... Yatmadan önce 10 dakika kitap okurken kucağınıza sokulmak... Bunlar, uzun bir hafta sonu gezisinden bile daha derin bir bağ kurduran anlardır. Çocuk gelişimi uzmanı Aletha Solter şunu vurgular: "Çocuklar, ebeveynlerinin tam dikkatini aldıklarında kendilerini değerli ve sevilmeye değer hissederler." Bu mikro anlar, onlara "Ben senin için önemliyim" mesajını güçlü bir şekiletir.
Rutinlerdeki Ritim: Yemek masası sohbetleri, banyo sonrası masallar, sabah okula giderken vedalaşma ritüelleri... Bu küçük rutinler, çocuklar için güvenli limanlardır. Tahmin edilebilir ve tutarlı bir şekilde gerçekleşen bu anlar, onlara dünyanın güvenli bir yer olduğunu ve sizin her zaman orada olduğunuzu hatırlatır. Pediatrist ve yazar Dr. Harvey Karp''ın dediği gibi: "Rutinler, çocuklara güven ve kontrol duygusu verir. Bu da onların daha sakin ve mutlu olmalarını sağlar." Bu rutinlere tam olarak odaklanmak, kaliteyi katlar.
Oyunun Gücü: İşten eve geldiğinizde yorgunluktan bitmiş olabilirsiniz. Ama 10 dakikanızı ayırıp, sadece onun seçtiği bir oyuna (ne kadar basit görünse de) katılın. Kumandayı elinize alıp oyunun lideri olmayın, sadece onun rehberliğini takip edin. Bu, çocuğunuzla eşit seviyede buluştuğunuz, onun dünyasına girdiğiniz andır. Oyun terapistleri sık sık şunu söyler: "Çocuğunuzun dünyasına girdiğinizde, size kapılarını sonuna kadar açarlar." Bu 10 dakikalık gerçek oyun, saatlerce aynı ortamda bulunmaktan çok daha kıymetlidir.
Dinlemenin İyileştirici Etkisi: Çocuğunuz bir şey anlatırken, gerçekten dinlediğinizi hissettirin. Başınızı sallayın, göz teması kurun, "Hımm, anlıyorum", "Sonra ne oldu?" gibi küçük tepkiler verin. Onu düzeltmeye, öğüt vermeye veya sorunu hemen çözmeye çalışmadan önce, sadece duygu ve düşüncelerini ifade etmesine izin verin. Ünlü psikoterapist Carl Rogers''ın da belirttiği üzere: "Gerçekten dinlenmek, insanın kendini benzersiz ve anlaşılmış hissetmesini sağlayan çok derin bir deneyimdir." Bu, çocuğunuzla aranızdaki güven bağını sağlamlaştıran en temel unsurlardan biridir.
Bilinçli Varlık, Suçluluktan Özgürlüğe
Evet, hepimizin işi var. Evet, zaman kısıtlı. Ama annelik/babalık, sadece boş zaman aktivitesi değil, hayatımızın merkezindeki en kutsal ve önemli "işlerden" biri. Bu işin başarısı, kronometreyle ölçülen sürelerde değil, o sürelerin içini nasıl doldurduğumuzda gizli.
Suçluluk duygusu bize hiçbir fayda sağlamaz; sadece enerjimizi tüketir ve gerçekten var olmamızı engeller. Onun yerine, bilinçli zaman yönetimini benimseyelim. Bu, gün içindeki küçük fırsatları önceden fark etmek ve o an geldiğinde tamamen orada olmak için kendimizi hazırlamak demek. Telefonu sessize almak, iş düşüncelerini bir kenara bırakmak (biliyoruz, zor ama deneyebilirsiniz!), zihnen ve bedenen çocuğumuzun yanında olmak...
Unutmayın, çocuğunuz sizden kusursuzluğu değil, varlığınızı ve sevginizi hissedebilmeyi bekler. Psikiyatrist ve yazar Dr. Daniel J. Siegel''ın da dediği gibi: "Çocuğunuzla kurduğunuz ilişkinin en önemli yanı, mükemmel olmanız değil, onun yanında olduğunuzu ve onun için orada bulunduğunuzu hissettirmenizdir."
Bugün, şu andan başlayın. Belki akşam yemeğinde, belki banyo zamanında, belki uyku öncesinde... Sadece bir an için bile olsa, tüm dikkatinizi çocuğunuza verin. O küçük, pırıl pırıl gözlerdeki sevinci ve güveni göreceksiniz. İşte kaliteli zamanın sırrı ve gerçek bağın anahtarı burada: Tam Olarak Orada Olmak. Annelik/Babalık da sizin en değerli işiniz ve bu işte başarı, saatlerle değil, yüreğinizle ölçülür. Kendinize şefkatle yaklaşın ve bu bilinçli bağ kurma yolculuğunda kendinizi kutlayın. Yaptığınız iş, gerçekten çok kıymetli. Sevgiyle kalın.
Serap ÖZTÜRK
Çocuk Gelişim Uzmanı
Ve
Özel Eğitim Uzman Öğreticisi


