Ergenlik, bir insanın hayatında yaşadığı en hassas, belki de en karmaşık dönemdir. Hem çocukluktan kopmanın hüznü hem de yetişkin olmanın heyecanı arasında sıkışmış, sürekli sallanan bir köprü gibidir. Bu dönemde çocuklarımız, fiziksel değişimlerle birlikte duygusal ve psikolojik karmaşaların tam ortasında bulurlar kendilerini. Onlara destek olmak ise biz yetişkinlerin en önemli görevlerinden biridir.
Ergenlik dönemindeki çocuklarımızın en belirgin psikolojik özelliklerinden biri kimlik arayışıdır. “Ben kimim?” sorusu, belki de ilk defa bu kadar net ve şiddetli yankılanır zihinlerinde. Bu süreçte çocuklarımız bazen öfkeli, bazen içine kapanık, bazen de isyankâr davranışlar sergileyebilirler. Anne-babalar olarak bu durumları kişiselleştirmemeli, onların davranışlarını suçlamak ya da sorgulamak yerine, nedenlerini anlamaya çalışmalıyız.
Öncelikle çocuğumuzu koşulsuz sevdiğimizi ona hissettirmeliyiz. Çünkü koşulsuz sevgi, çocuğa kendini güvende hissettirir ve bu güven duygusu, iç dünyasında daha sağlıklı bir şekilde gezinmesine yardımcı olur. Ergenlikteki çocuklarımız bizden uzaklaşmak ister gibi görünseler de aslında bizim ilgimize, anlayışımıza ve desteğimize hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyarlar.
İletişim, ergenlik döneminde hayati önem taşır. Ancak iletişimden kastımız sadece konuşmak değil, dinlemektir. Unutulmamalıdır ki tek taraflı nasihat iletişim değildir. Genellikle anne-babalar olarak çocuklarımıza bir şeyleri anlatmaya çalışırken, onları dinlemeyi ihmal ederiz. Oysa gerçek iletişim, çocuğumuzun söylediklerinin ötesinde, söylemediklerini de duymaya çalışmaktır. Çocuğumuzun duygularını, kaygılarını ve korkularını ifade etmesine izin vermeli, onu yargılamadan dinleyebilmeliyiz.
Ergen çocuklarımızı yetiştirirken dikkat etmemiz gereken bir diğer husus ise onlara sınırlar koymak fakat bunu yaparken onların bağımsızlık duygularını zedelememektir. Sınırlar koyarken çocuğumuzun yaşına ve gelişimine uygun, açık ve net kurallar belirlemeliyiz. Bu sınırların gerekçelerini de onun anlayacağı bir dil ile ifade etmek önemlidir. Bu süreçte aşırı koruyucu olmak ya da tamamen serbest bırakmak yerine, dengeyi bulmak çocuğun kişisel gelişimi açısından kritik öneme sahiptir.
Son olarak, çocuklarımıza model olduğumuzu unutmamalıyız. Söylediklerimiz değil, yaptıklarımız daha kalıcıdır. Biz anne-babalar olarak kendi davranışlarımızla, çocuklarımızın gelecekteki davranışlarını şekillendirdiğimizi aklımızda tutmalıyız.
Unutmayalım, ergenlik zorlu ama geçici bir dönemdir. Bu köprüden birlikte, anlayışla, sabırla ve sevgiyle geçmek hem bizleri hem de çocuklarımızı daha güçlü kılar.
????? Tamer ÖZTÜRK
Rehber Öğretmen ve Ölçme Değerlendirme Uzmanı
